Üye Girişi
Üye Ol | Şifremi Unuttum
Haber Ve Duyurular
E-Bülten
Anket
Aktif anket yok !
Hızlı İletişim
Kanser hakkında
Kemoterapi yan etkileri
 

KEMOTERAPİ NE TÜR YAN ETKİLERE NEDEN OLMAKTADIR? BUNLAR NASIL TEDAVİ EDİLMEKTEDİR?

 

Aşağıda anlatılan yan etkiler kemoterapi alan her hastada görülmeyebilir ya da bu etkilerin birden çoğu değişik derecelerde olmak üzere birlikte görülebilirler. Aynı tedaviyi aynı dozda alan bir hastada, iki ayrı kürde görülen yan etkiler birbirinden farklı olabilir. Bazı yan etkilerin süresi ve şiddeti hastanın aldığı kür sayısı arttıkça artar.

 

Bu yan etkilerden bir veya daha fazlası, uygulanması sırasında veya bazen uygulama bittikten yıllar sonra bile neden olabilmektedir. Bu nedenle bu ilaçların uygulaması bu konuda tecrübeli hekim ve hemşireler tarafından, uygun ortamda yapılmalıdır. Bazı ilaçların uygulanması için acil müdahalelerin yapılabileceği hastane ortamı gerekirken, bazıları evde kullanıma uygun olabilir.

 

DAMAR PROBLEMLERİ

Bazı kemoterapi ilaçlarının damar içine uygulanması sırasında damar dışına kaçması veya damar içine uygulanacak yanlışlıkla doku içine enjekte edilmesi uygulandığı alanda çok ciddi doku hasarlarına neden olabilmektedir. Bazı ilaçlar damar dışına çıkmasa da uygulandığı damarda hasar, ağrı veya damar içinde iltihaplanmaya (flebit) neden olabilmektedir. Bu nedenle kemoterapi verilecek damar yolunun usulüne uygun hazırlanması büyük önem arz etmektedir.

Damar yolu ile kısa sürede verilecek ilaçlar için kullanılacak damarın kalın bir damar olması ve eklemlerden uzak olması tercih edilir. Uygulanması sırasında hasar yapıcı ilaçlar damar dışına kaçarsa, eklem hareketleri kısıtlanabileceği için el sırtındaki ve bilek, dirsek gibi eklemlere yakın damarlar kullanılmamalıdır. Bacak damarlarının kullanımı sadece kemoterapi değil, diğer ilaçların uygulanması için de mecburiyet dışında tercih edilmez.

Kemoterapi ilaçlarına başlanmadan önce boş veya içinde damar dışına kaçtığında hasar yapmayacak sıvılar (serum) verilip damar içine serbest şekilde gittiği görüldükten sonra kemoterapi ilaçları uygulanmaya başlanır ve genelde kemoterapi ilacı bittikten sonra da benzer şekilde boş sıvı verilerek damar “yıkanır”.

Uygulama sırasında da damar yolunda tıkanıklık veya damarda delinme nedeniyle damar dışına ilaç kaçabilir ve uygulama bölgesinde cilt altında şişme, ağrı, sızlama, yanma gibi belirtiler verir. Bu durumda ilaç uygulaması hemen durdurulur ve iğne çıkarılmadan önce enjektörle cilt altına kaçmış ilaç mümkün olduğu kadar geri alınmaya çalışılır. Kemoterapi ilaçlarının istenmeden damar dışına kaçma oranının %0.1 ile %5 arasında olduğu bildirilmektedir.

 

VENÖZ PORT

İlaç uygulanması için damar yolu sık kullanılan hastalarda bir süre sonra damarlarda bozulmaya bağlı olarak veya bazı hastalarda damarlar bulunmasında problem yaşanabilmektedir. Damar yolu problemi olan hastalarda veya ilaç uygulamasının uzun (saatler veya günler) süreceği hastalarda venöz port yerleştirilerek ilaçların bu yolla verilmesi tercih edilir. Venöz port, cilt altına, genellikle göğüs bölgesinde köprücük kemiğinin hemen alt tarafına yerleştirilen yaklaşık 2 cm çaplı disk şeklinde bir odacık (rezervuar) ve bu rezervuarı koldan kalbe doğru giden toplardamara (ven) bağlayan ince bir hortumdan (kateter) oluşmaktadır (Şekil). Yerleştirilmesi genel anestezi veya lokal anestezi altında yapılabilmektedir. Yerleştirildikten sonra elle dokunulduğunda cilt altında fındık büyüklüğünde bir sertlik şeklinde hissedilir ve kullanılmadığı zamanlarda hastanın günlük yaşantısının etkilemez. Rezervuarın cilde bakan tarafında bu özel port iğneleri ile binlerce defa delinmeye dayanlıklı bir kauçuk zar bulunur. Özel iğnesi yerleştirilip ucuna ilaç bağlandığında, rezervuara bağlı kateter ile doğrudan damar içine uygulanmış olur. İlaç uygulanması sırasında da hastanın kol hareketlerini engellemez.

Venöz port için özel üretilmiş (non-coring) iğne kullanılmaz ise port zarı zarar göreceği için, normal iğneler venöz porttan ilaç verilmesi veya kan alınması için kullanılmaz.

 

BULANTI – KUSMA – HIÇKIRIK

Kemoterapinin hastalar için en rahatsız edici yan etkilerindendir. Kemoterapi ilaçları bulantı-kusma yapıcı etkisine göre sınıflandırılmakta ve bu etki şiddeti ve sıklığına göre kemoterapi ilacından önce bulantı-kusmayı önleyici ilaçlar uygulanmaktadır. Son 20 yılda geliştirilen bulantı ilaçları ile daha az görülmekle birlikte, nadiren bu ilaçların yetersiz kalabilmekte ve bazı hastalarda rahatsız edici bulantı - kusma görülebilmektedir.

Hastaların kemoterapi ilaçlarının bulantı - kusma yapıcı etkilerine duyarlılığı da farklılıklar göstermektedir. Çoğu hastada şiddetli bulantı yapan bir ilaç bazı hastalarda hiç bulantıya neden olmayabileceği gibi, aynı ilaçlar, aynı hastaya, aynı bulantı-kusma önleyici ilaçlarla birlikte, aynı şekilde verildiği halde, ilacın tekrarlayan uygulamalarında değişik derecelerde bulantı-kusma da yaşayabilmektedir. Bulantı erkeklerde kadınlara göre ve düzenli alkol kullanımı hikayesi olanlarda kullanmayanlara göre daha az görülmektedir.

 

ALERJİ

Hemen hemen tüm ilaçlar değişik derecelerde ve şekillerde alerjik olaylara neden olabilir. Kemoterapi ilaçlarında be benzer durum söz konusudur. Alerjik olayların bazıları ilaç birkaç defa kullandıktan sonra ortaya çıkarken, bazıları hastanın daha önce hiç kullanmadığı ilaçlara bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Kaşıntı, ciltte kızarıklık, çarpıntı, solunum sıkıntısı, kan basıncı düşmesi veya artışı gibi diğer ilaçlarda da görülenlere benzer alerjik etkileri olabileceği gibi, bazı ilaçların kendine özgü alerjik etkileri olmakta, alerjinin tipi ne olursa olsun bazı alerjik olaylar sebep olan ilaçların kullanımını engelleyebilmektedir. Bazı alerjik etkilerin ortaya çıkmaması için önceden alerji önleyici ilaçlar verilmekte veya alerjik olay ortaya çıktığında bu tür ilaçlarla müdahale edilmektedir.

Bazı kemoterapi ilaçları ateş, titreme, baş ağrısı, kas-eklem ağrısı, halsizlik gibi nezle benzeri etkiler neden olmaktadır. Bu belirtiler hastadan hastaya ve aynı hastada uygulamadan uygulamaya süre ve şiddet açısından farklılık gösterebilmekte, genelde 48 saat içinde kendiliğinden düzelmekte ve ağrı kesici – ateş düşürücü ilaçlara iyi cevap vermektedir. Bu tür yan etkileri olduğu bilinen ilaçlarda veya hastalarda önceden ağrı kesici – ateş düşürücü ilaç kullanımı bu yan etkinin ortaya çıkmasını önleyebilir veya azaltabilir.

 

AĞIZDA YARALAR

Kemoterapi  ağızdan başlayarak tüm sindirim sistemini etkilemektedir. Ağız içinde kızarıklık, renk değişiklikleri, aft benzeri ülserasyonlar (yaralar) ortaya çıkabilir. En çok baş boyun tümörleri nedeniyle radyoterapi (ışın tedavisi) ile birlikte kemoterapi alan hastalarda görülür. Lökosit düşüklüğü ile birlikte olduğunda ciddi enfeksiyonları kolaylaştırır. Bazen ağızdan beslenmeyi bozacak derecede ciddi ve ağrılı olabilir. Bu durumda hastaneye yatırılarak beslenme desteği yapılması gerekebilir.

Genelde kendiliğinden iyileşir ve bu sırada destekleyici tedavi gerekir.

Önlenmesi için diş bakımına önem verilmesi, diş temizliği için yumuşak diş fırçası kullanılması, bikarbonatlı (yemek sodası) su ile gargara,  gerekiyorsa ve mümkünse kemoterapiye başlanmadan  önce diş tedavisinin tamamlanması uygun olur. Ortaya çıktıysa bikarbonatlı gargara, ağrı yapıyorsa ağrı kesiciler, gerektiğinde antibiyotikler kullanılabilir.

Yüksek doz 5-Florourasil kullanacak hastalarda tedavi uygulaması sırasında ağızda buz tutulması önlenmesinde yararlı olabilir.

 

İSHAL – KABIZLIK

Kemoterapinin ağızdakine benzer şekilde bağırsak duvarında neden olduğu iltihap ve ülserlere bağlıdır. Bu ülserler, özellikle lökosit sayısı düşük hastalarda ciddi enfeksiyonları kolaylaştırır. Şiddetli ishal, hayat kalitesinde ciddi bozulmaya, su kaybı ve beslenme bozukluğuna neden olabilir. İshal sırasında yeterli sıvı alımının ve beslenme desteğinin sağlanması için hastanın hastaneye yatırılması gerekebilir. İshali durdurmak için ilaç kullanılması gerekebilir. BU durumda doktorunuzun uygun göreceği ilaçları, önerdiği şekilde kullanın.

Kemoterapi ilaçları nadiren kabızlığa neden olsa da, kemoterapi sırasında bulantıyı engellemek için kullanılan bir grup ilaç sıklıkla kabızlığa neden olabilmektedir. Bu durumda diyet düzenlemesi yeterli olmaz ise kabızlık için ilaç tedavisi gerekebilir.

 

SAÇ DÖKÜLMESİ

Geçici saç dökülmesi kemoterapi ilaçlarının çoğunda görülen bir yan etkidir. Genellikle saç dökülmesi kemoterapi uygulanmasından sonra üçüncü haftada ortaya çıkar ve saçlar kemoterapi kesildikten sonra dördüncü haftada yeniden çıkmaya başlar.

Kafa dersini soğutarak saç dökülmesini azaltmayı amaçlayan değişik yöntemler bulunmaktadır. Başarıları tartışmalı ve sınırlıdır ve kullanımları genelde önerilmemektedir.

 

KAN YAPIMI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Kemoterapi ilaçları hücre çoğalmasını önleyerek etki eden ilaçlardır ve kan hücreleri de vücutta en hızlı çoğalan hücrelerden olduğu için kemoterapiden en fazla etkilenen hücrelerdir.  Kemoterapi kanda bulunan lökosit (beyaz kan hücreleri), eritrosit (kırmızı kan hücreleri) ve trombosit (kanın pıhtılaşmasını sağlayan bileşeni) sayısını azaltabilir.

Beyaz kan hücreleri, bağışıklık sistemini oluşturan ve vücudu mikroplardan koruyan hücrelerdir. Bunların yapımının / sayısının azalması bağışıklık sistemini bozmakta ve bulaşıcı hastalıkların (enfeksiyon) bulaşmasını kolaylaştırmakta ve bulaştığında daha şiddetli (ağır) seyretmesine neden olmaktadır.

Kemoterapi öncesi lökosit sayısı kontrol edilir ve belli düzeyin altında ise kemoterapi ertelenir.

Lökosit sayısının en düşük olduğu dönem genellikle kemoterapinin başlangıcından sonraki 5-15. günler arasıdır ve lökosit sayısı ne kadar düşükse ve düşüklük ne kadar uzun sürerse enfeksiyon riski de o kadar yükselir. Bu nedenle kemoterapi alan hastaların enfeksiyon bulaşma riskinin fazla olduğu kalabalık ortamlardan uzak durması gerekir.

Enfeksiyonun en önemli belirtisi ateştir ve kemoterapi alan hastanın ateşi çıkarsa (koltuk altından ölçülen ateş 38 C ve üzeri ise) acil kan sayımı yapılır ve lökosit sayısı düşük ise, gerektiğinde hastaneye yatırarak antibiyotik tedavisine başlanır.

 

CİLT VE  TIRNAK DEĞİŞİKLİKLERİ

Kemoterapi  ilaçları ciltte kuruluk, kızarıklıklar, damarlarda belirginleşme, ergenlik aknesi benzeri değişiklikler, kıllanmada artış, güneş ışığına karşı hassasiyet, el ve ayaklarda kızarıklık veya iltihaplanma, deride kepeklenme, kabuklanma,  ağrı, kaşıntı gibi yan etkilere neden olabilir. Bu etkilerin bazıları belirli ilaçlara bağlı yan etkilerdir ve doktorunuz bu tür bir etki varsa sizi bilgilendirecektir. Cilt değişikliklerinin bazıları ise ilaca özgü olmayan, genel yan etkilerdir ve diğer ilaçlarda da görülebilir. Bazı yan etikler ortaya çıktığında krem, losyon v.b ilaçlar yararlı olurken, bazılarında korunma önemli olabilir (örneğin güneş ışığına maruziyetle ortaya çıkan bir etki varsa güneş ışığından korunmak önem kazanır).

Bazı tedaviler tırnak renginde değişikliklere, nadiren tırnağın düşmesine neden olabilmektedir.

 

KARACİĞER BOZUKLUKLARI

Karaciğer ve pankreas ile ilgili kan tetkiklerinde bozulma bazı ilaçlarının beklenen bir yan etkisidir. Yine de karaciğer bozukluğuna neden olabilecek hastalıklar veya durumlar (örneğin ısırgan gibi bazı yiyecekler de karaciğer fonksiyonunu bozabilmektedir) araştırılır ve varsa onlara yönelik tedaviler yapılır.

Karaciğer bozukluğu ilaca bağlı ise, genellikle ilgili ilacın dozunun ayarlanması ile genelde düzelir. Bazen ilaç kesilip yeniden aynı veya düşük dozda verilebilir.  Bazen de tamamen kesilmesi gerekebilir.

 

KALP VE AKCİĞER ÜZERİNDEKİ ETKİLER

Pek çok ilacın akciğerde değişik rahatsızlıklara yol açabildiği bilinmektedir. Ancak bulunabilecek eşzamanlı akciğer hastalıkları bu etkilerin her zaman net bir şekilde tespit edilmesini zorlaştırmaktadır.

Bazı kemoterapi ilaçları değişik mekanizmalarla nefes darlığı yapabilmekte, bazen akciğer zarında su toplanmasına neden olmakta, bazen de akciğerin kanı temizleme kapasitesini etkileyebilmektedir.  Genelde neden olan ilaç kesilerek destekleyici tedaviler uygulanır.

Bazı kemoterapi ilaçlarının damarlarında spazm veya damar içinde kan pıhtılaşması ihtimalini artırdığı bilinmektedir. Önceden damar hastalığı bulunanlarda veya  riski artmış olanlarda koruyucu tedavi vermek gerekebilir.

Az sayıda ilaç çoğunlukla sebep olan ilacın kesilmesi ile düzelen kalp yetmezliğine neden olabilmektedir. Bu ilaçları kullanan hastalar, kalp yetmezliği riski açısından düzenli olarak izlenir ve kalp fonksiyonunda azalma ortaya çıktığında kalp yetmezliği gelişmemesi için tedavilerine ara verilir veya ilgili ilaç kesilir. Bazen kalp yetmezliği için tedavi verilmesi gerekebilir.

 

DİĞER ETKİLER

 

Kemoterapi erkeklerde sperm yapımında genellikle geçici azalmaya, kadınlarda erken menapoza ve infertiliteye neden olabilmektedir. Doktorunuz bu konuyu konuşmadıysa ve tedavi sonrası çocuk sahibi olmak sizin için önemliyse doktorunuzla bu konuyu konuşmalısınız.

 

Bazı ilaçlar sinir sitemi üzerindeki etkileri ile el ve ayaklarda genelde eldiven çorap tarzında uyuşma, hissizlik (keçeleşme), işitme azlığı, soğuğa maruz kalınca el ve ayaklarda karıncalanma gibi yan etkiler yaşayabilir. Bu etkiler genelde zaman için azalarak geçmektedir.

 

Kemoterapi ilaçlarının bunlar dışında da daha az görülen veya hayat kalitesini etkilemediği için her zaman üzerinde durulmayan, beklenen ya da doktorunuzun da öngöremeyebileceği başka yan etkileri olabilir. Tedaviniz sırasında ortaya çıkan bu tür değişikliklerde doktorunuzu veya kemoterapi hemşirenizi bilgilendirmeniz, bunların tedavisi veya tekrarlamaması için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlayacağı için önem taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler:

İsminiz *
Başlık *
Yorumunuz *


harf daha yazabilirsiniz.
Onay Kodu:
Onay Kodu Doğrulama *